-
Türk-İslam Birliği'nin kurulması tüm İslam ve Türk dünyası tarafından
şevkle ve heyecanla beklenmektedir. Bu birliğin ilk ve en önemli adımı,
Azerbaycan ve Türkiye'nin iki devlet, tek millet olarak birleşmesidir.
Bu birleşmede her iki devletin de üniter yapısının korunması esas
olmalıdır. Pasaport ve vize uygulamalarına son verilmeli, ticaret
kolaylaştırılmalıdır. Türkiye ve Azerbaycan arasında daha güçlü bir
askeri ittifak sağlanmalı, Türk-Azeri askeri paktı oluşturulmalıdır.
Türk-İslam Birliği'nin ilk aşaması olan bu birleşmenin, daha fazla
vakit kaybedilmeden ve daha geç kalınmadan bir an önce hayata
geçirilmesi gerekmektedir.
- Yakın geçmişte
yaşanan Hocalı Katliamı gibi acıların tekrar etmemesi sağlanmalı, bu
topraklara huzurun ve güvenliğin hakim olması için 1992 yılında
kapatılıp işgal edilen Laçin Koridoru açılmalı, Dağlık Karabağ bölgesi
başta olmak üzere işgal altındaki tüm topraklar işgalden kurtulmalıdır.
Laçin Koridoru'nun açılması için her türlü diplomatik girişimde
bulunulmalıdır.
- Gerginliği
tırmandırmak, sürekli düşmanlık duygusunu körüklemek kimsenin yararına
olan bir davranış değildir. «ağımız öfke ve kin çağı değil, dostluk,
sevgi, anlayış, işbirliği ve kardeşlik çağıdır. Öfke, intikam çağları
artık geride kalmıştır. Ermenistan da kardeşçe ve dostça bir yaklaşım
içinde olmalı, düşmanlıkları körüklemek yerine sevgiyi ve barışı ön
plana almalı, "Türk düşmanlığı" düşüncesinden tamamen vazgeçmelidir. Bu
düşmanlık duygusu günümüzün sosyal gerçeklerine de aykırıdır. Bu
şekilde yaşamanın, Ermenistan'a bugüne kadar ekonomik olarak da
kültürel olarak da bir faydası dokunmamıştır. Düşmanlık siyasetine
devam edilmesi durumunda, Ermenistan'ın içinde bulunduğu ekonomik
şartlar daha da kötüleşecek, fakirlik ve yokluk daha da artacaktır.
Müreffeh ve aydınlık bir Ermenistan'ın yolu, kardeşlik ve sevgiden
geçmektedir.
- Ermeniler, Kitap
Ehli olan bir topluluktur. Müslümanların Kitap Ehli'ne bakış açısı
Kuran'a göre çok açıktır. Peygamber Efendimiz (sav) de Kitap Ehli'ne
karşı her zaman hoşgörülü ve merhametli olmuştur. Nitekim gerek
Selçuklu gerekse Osmanlı dönemi boyunca Ermeniler, Türk hakimiyeti
altında hiçbir yerde bulamadıkları refah ve huzuru bulmuşlar,
Osmanlılar da Ermenileri Millet-i Sadıka olarak adlandırmışlardır.
Ancak, Ermenilerin
geçmişe dayalı öfke ve kin duygularından kurtulmaları, hasmane bir
tutum içinde olmamaları son derece önemlidir. Nitekim inançlarının
gereği de budur. İncil'in pek çok açıklamasında, komşuya duyulan
sevginin önemine özellikle dikkat çekilmiş, hatta inananların
komşularının iyiliği için gayret etmeleri gerektiği bildirilmiştir.
Ermenistan'ın komşularına karşı izlediği siyasetin temelinde de,
İncil'de kendilerine söylendiği şekilde, sevgi ve merhamet olmalıdır.
İsa şu karşılığı verdi: Adam öldürme, zina etme, hırsızlık yapma, yalan yere tanıklık etme, annene babana saygı göster ve komşunu kendin gibi sev. (Matta, 19; 18-19)
Sevgi, komşuya kötülük etmez. Bu nedenle sevgi, Kutsal Yasa'nın yerine getirilmesidir. (Pavlus'un Romalılara Mektubu, 13; 10)
Her birimiz, komşusunu ruhça geliştirmek amacıyla, komşusunun iyiliğini gözeterek onu hoşnut etsin... (Pavlus'un Romalılara Mektubu, 15;2)
- Eğer Ermenistan
dostluktan ve kardeşlikten yana tavır koyarsa, geçmişte yaşanmış tüm
olaylar bir kenara bırakılarak, Ermenistanla ticari ve kültürel
ilişkiler kurulabilir. Azerbaycan ve Türkiye'nin birleşmesiyle oluşacak
dostluk ortamından Ermenistan'ın da fayda göreceği açıktır. Ekonomik,
siyasi ve ticari birliktelik tüm taraflara fayda sağlayacak, bu
koşullar altında çok rahat ve müreffeh bir yaşama alanı oluşacaktır.
Ermeniler de ticaretlerinde, dinlerinde, dillerinde, yaşamlarında daha
özgür, daha güven içinde, daha rahat olacaklardır. Bölgede sürekli
tırmanan gerilim yerini barışa bırakacaktır. Bu barıştan tüm tarafların
fayda göreceği ortadadır.
- Bugün yapılması
gereken geçmişi bırakıp geleceğe bakmaktır. Sürekli geçmişte neler
olduğunu konuşmak yerine gelecekte neler yapılabileceğini, bölgede
ekonomik koşulların nasıl geliştirilebileceğini, kültürel bir atılımın
nasıl yapılabileceğini, istikrarın nasıl sağlanabileceğini,
anlaşmazlıkların nasıl tamamen ortadan kaldırılabileceğini konuşmak
gerekir. Üstünde durulması gereken budur. Geçmişi bugüne taşıyarak,
gerginlik ortamı meydana getirmenin kimseye faydası yoktur. Şiddet,
gerginlik ve aşırılık hiçbir topluma yarar sağlamaz. Her türlü
şiddetten kaçınmak, aşırılık yerine ılımlılığı tercih etmek, itidalli
davranmak, hoşgörülü ve sabırlı olmak, gündeme gelebilecek tüm
sorunları uzlaşıyla çözüme kavuşturmak en akılcı ve mantıklı yoldur.
Milli Değerleri Koruma Vakfı Başkanı Tarkan Yavaş |